İnanır mısınız?

Ben beş yaşında iken. İki tane japon balığım vardı. Onları çok seviyordum. Balıklarımın akvayumunun altında sarı çakıl taşları vardı. Ben o çakıl taşlarını patates zannediyordum .Bir gün onları akvaryumlarında göremedim.Çok şaşırdım. Annem :

-Hani o patatesler varya balıklar da çok açıkmış patates yemeye gittiler. Dedi.

Ben de sekiz yaşıma kadar balıklarımın anneannelerine patates yemeye gittiklerini zannederdim. Onların geri dönmelerini hep beklerdim ama onların karınca kadar olan mink ruhlarının hep yanımda olduklarını biliyorum. Onları çok seviyorum…

cas16v49.jpg

~ yazan: minikdostum Ocak 9, 2007.

2 Yanıt to “İnanır mısınız?”

  1. küçücük, minicik bir kuzusun sen… ne de güzel yazmışsın, “karınca kadar minik ruhları” diye. sahi böyle mi hissediyorsun hâlâ?

    bazılarının dokunmaktan çekindiği kıtır kabuklu kaplumbağaları bile mucuk mucuk öpen, “aman hoşt, it!” diye kovalanan sokak köpeklerinin boynuna sarılıp, handiyse sümüklü burunlarından öpen, kedilerinin çapaklarını şefkatli bir anne edasıyla silen ve yıllar önce “anneannelerine patates yemeye giden” iki küçük japon balığının anısını hâlâ yaşatan güzel kızım… sanırım size aşılamayı başardığım en en en yüce duygu, bizim dışımızdakilerin yaşam haklarına gösterilmesi gereken saygı ve onlara beslediğin derin sevgi. ne mutlu bana…

  2. Merhaba,
    Yazılarınızı çok ama çok hoş buldum. “seviyorum” sözcüğü bu kadar mı güzel söylenir, bu kadar mı yakışır yanına yöresine! Kaç yaşında olduğunuzu bilmiyorum, kız olduğunuzu ise yorumlardan öğrendim.

    Bizim de bir kedimiz var. Adı, Tina. Kuyruğu kırık, kendisi çok güzel. Biraz şımarık. Hepimizin önceliğinin onun keyfi olduğunu düşünüyor. İsteğine de ne yapıp ne edip ulaşıyor. Onu hepimiz çok seviyoruz.

    Tina ve Peri’den sevgilerle.

Yorum Yapın